lay edenler cezalarını buldu
Kureyşli müşrikler, Resulullah efendimizi yolundan döndüremiyeceklerini anladılar... Bu defa taktik değiştirip iftira kampanyasına başladılar... Akıllarınca böylece Müslüman olmalarına mani olacaklardı.
Efendimiz hakkında, ortaya akla hayale gelmeyecek iftiralar edip, edepsizce laflar ediyorlardı. Peygamberimiz bu muamelelerden müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde görülüyordu. Üzüntüleri had safhaya çıkmıştı.
Bir gün Kainatın sultanı Kabe-i muazzamayı tavaf ederken, Cebrail aleyhisselam geldi, "Ben seninle alay edenlerin hakkından gelmek üzere emir aldım" dedi. Biraz sonra Velid bin mugire önlerinden geçti. Cebrail aleyhisselam Efendimize sordu:
- Bu geçen nasıl bir kimsedir?
- O, Allahü teâlânın en kötü kullarından biridir.
Cebrail aleyhisselam, Velid'in bacağına işaret etti ve; "Hakkından geldim" dedi. Biraz sonra As bin Vail geçiyordu. Onu da sorup aynı cevabı alınca, karnına işaret etti ve; "Ona da haddini bildirdim" dedi.
Esved bin Muttalib geçince, gözüne; Abdiyagves'i görünce, başına işaret etti. Haris bin Kays geçerken de karnına işaret edip,
- Ya Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni kurtardı. Yakında bunların her biri bir belaya uğrar, dedi.
Bunlardan As bin Vail'in ayağına diken battı. Ne kadar ilaç yaptılarsa da derdine çare bulamadılar. Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip; "Muhammed'in Allahı beni öldürdü" diye feryad ederek can verdi.
Esved bin Muttalib'in gözleri kör oldu. Başını ağaca çarpa çarpa helak etti kendini. Esved bin Abdiyagves, Bad-ı Semum denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi simsiyah oldu. Evine gelince tanımadılar ve kapıdan kovdular. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü.
Haris bin Kays da tuzlu balık yemişti. Harareti arttıkça arttı. Ne kadar su içtiyse kanmadı. Sonunda çatladı. Velid bin Mugire'nin de baldırına demir parçası battı. Yarası iyileşmedi, çok kan kaybetti feryad ederek can verdi. Böylece her biri yaptıklarının karşılığını görmüş oldu.
Sevgili Peygamberimiz, bir gün Hakem bin Ebü'l-As'a rastladı. Yanından ayrıldıktan sonra Hakem, Resulullah efendimizin arkasından alay ederek; ağzını, yüzünü ve vücudunu oynattı.
Resul-i ekrem, Hakem'in yaptıklarını nübüvvet nuru ile gördü ve öyle kalması için dua buyurunca, vücudunu bir titreme aldı, ömrünün sonuna kadar öyle kaldı.