lay edenlerin hakkından geliriz
Kureyş müşrikleri çıldırıyorlar... Çünkü ne yapsalar kar etmiyor... İslâmiyet çığ gibi büyüyor. Önüne atılan, çalı-çırpı, taş, kaya, kütük vs. de kar etmiyor...Yürüyen dağ gibi ilerliyor.
Bu hali gören müşriklerin başı Ebu Cehil üzüntüsünden ne yapacağını şaşırmış halde... Tertip üzerine tertip kuruyor. Bir gün, Beytullah'da, Kureyşli müşriklere hain emelini şöyle açıklıyor:
- Ey Kureyş topluluğu! Görüyorsunuz ki, Muhammed, dinimizi ayıplamak, putlarımıza ve ona tapan babalarımıza dil uzatmak, bizlere akılsız gözüyle bakmaktan geri durmuyor. Huzurunuzda yemin ederek söylüyorum ki, yarın kolay kolay taşıyamıyacağım bir taşı, buraya gelip namaz kılarken secdeye kapandığında, başına hızla vuracağım. O zaman siz beni, Abdülmuttalib oğullarına karşı ister koruyun, ister korumayın. Ben O'nu öldürdükten sonra, akrabaları bana istediğini yapsın...
Müşrikler arka çıktılar:
- Yemin ederiz ki, biz seni hem koruruz, hem de hiç kimseye teslim etmeyiz. Yeter ki, sen O'nu öldür! diyerek kışkırttılar.
Sabahleyin Ebu Cehil, elinde kocaman bir taş olduğu halde Kabe'ye geldi. Müşriklerin yanına oturup beklemeye başladı. Efendimiz her zamanki gibi Beytullah'a gelip namaz kılmaya başladı.
Ebu Cehil, yerinden kalkıp, elindeki kocaman taşı vurmak üzere, Resulullah'a doğru yürüdü. Bütün müşrikler hadiseyi heyecanla takib ediyorlardı. Ebu Cehil, Resulullah'ın yanına yaklaşınca, birden titremeye başladı. Koca taş elinden yere düştü. Benzi kül gibi olup, büyük bir korku ile geri çekildi. Müşrikler hayretle Ebu Cehil'in yanına varıp;
- Ey Amr bin Hişam! Söyle, ne oldu? diye sordular. Ebu Cehil de;
- Tam O'nu öldürmek için taşı kaldırdığımda, önüme hırçın bir deve çıktı. Yemin ederim ki, ömrümde; öyle yüksek ayaklı, keskin dişli, heybetli bir deve ne gördüm ne de işittim. Eğer biraz daha yaklaşsaydım, muhakkak beni öldürürdü, dedi...
Bir gün de Kainatın efendisi, Kabe'de namaza durmuştu. Ebu Cehil de arkadaşları ile oturuyordu. Yerinden kalkarak, Resulullah doğru yürüdü. İyice yaklaştı. Fakat birden bire eliyle yüzünü silerek kaçmaya başladı. Müşrikler yanına gidip;
- Ne oldu, nedir bu halin? dediler. Ebu Cehil
- Aramızda bir ateş kuyusu meydana geldi. Bazı kimselerin üzerime hücum ettiğini görünce, geri döndüm, diye cevap verdi.
Velid bin Mugire, Ebu Cehil (Amr bin Hişam), Esved bin Muttalib, Ümeyye bin Halef, Esved bin Abdiyagves, As bin Vail, Haris bin Kays gibi müşriklerin ileri gelenleri, Resulullah'ı gördükçe alay ederlerdi.
Habib-i ekremin çok üzüldüğü bir gün, Cebrail aleyhisselam geldi ve bazı ayet-i kerimeler getirdi. Bu ayetler mealen şöyleydi:
"And olsun ki, senden önce gönderilen peygamberlerle de istihza edildi. Onları, peygamberleri istihza edenleri, istihzalarının karşılığı olarak bela ve azab çepeçevre kuşatıverdi." (En'am suresi: 10) "Muhakkak ki biz, seninle alay edenlere karşı kafiyiz. Onlar, o kimselerdir ki, Allahü teâlâ ile beraber başka bir ilah tanırlar. Onlar, yakında başlarına gelecek akıbeti bileceklerdir. Gerçekten biliriz ki, Onların sözlerine, göğsün daralıyor, için sıkılıyor" (Hicr suresi: 95-97)