bu Leheb'in elleri kurusun
Peygamber efendimizin evi, Ebu Leheb ile Ukbe bin Ebi Mu'ayt denilen iki azılı müşrikin evleri arasında... Bunun için her fırsatta sevgili Peygamberimize eziyet etmeye, sıkıntı vermeye çalışırdı bu iki nasipsiz...
Geceleri hayvan işkembelerini Resulullah efendimizin kapısının önüne atarlardı. Amcası Ebu Leheb, bununla yetinmez, komşusu Adiy'in evinden, O'na taş atarak eziyet ederdi. Karısı Ümmü Cemil ondan aşağı kalmaz, topladığı dikenli ağaç dallarını Resulullah'ın mübarek ayaklarına batması için geçeceği yollara dökerdi.
Ebu Leheb bir gün, getirdiği pisliği, Peygamber efendimizin kapısı önüne dökerken, hazret-i Hamza gördü. Hemen koşup kardeşi Ebu Leheb'i yakaladı ve getirdiği pisliği başına döktü.
Ebu Leheb ve karısının bu eziyetlerinden sonra, onlar hakkında mealen; "Ebu Leheb'in elleri kurusun, zaten kurudu..." diye başlayan Tebbet suresi nazil oldu.
Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil, kendileri hakkında sure indiğini işitince, Peygamber efendimizi aramaya başladı. Kabe'de olduğunu öğrenince, eline koca bir taş alıp oraya gitti. Hazret-i Ebu Bekir, o anda Peygamberimizin sohbetiyle şerefleniyordu. Ümmü Cemil'i elinde taş olduğu halde görünce;
- Ya Resulallah! Ümmü Cemil geliyor. Çok şerli bir kadın, size zarar vermesinden korkuyorum. Bir köşeye çekilseydiniz de eziyete maruz kalmasaydınız, dedi. Resulullah efendimiz;
- O beni göremez! buyurdu. Ümmü Cemil, hazret-i Ebu Bekir'in başına dikilip;
- Ey Ebu Bekir! Çabuk söyle, o arkadaşın nerede? Beni ve kocamı hicv edip, kötülemiş. O şairse ben de, kocam da şairiz. İşte ben de O'nu hicv ediyorum. Biz O'na isyan ediyor, peygamberliğini kabul etmiyor ve dininden de hoşlanmıyoruz. Yemin ederim ki, eğer O'nu bir görseydim, şu taşı başına vuracaktım... diyerek alçakca sözler söyledi.
Ebu Bekir, "Benim sahibim şair değildir ve seni hicv etmemiştir" deyince, Ümmü Cemil çekip gitti. Peygamber efendimiz;
- Beni görmedi. Allahü teâlâ, onun gözünü, beni göremez hale getirdi, buyurdu.
Peygamber efendimizin, mübarek kızlarından hazret-i Ümmü Gülsüm, Ebu Leheb'in oğlu Uteybe ile; hazret-i Rukayye de öteki oğlu Utbe ile nişanlı olup, henüz evlenmemişlerdi.
Tebbet suresi nazil olunca, Cehennemlik Ebu Leheb, karısı ve Kureyş'in ileri gelenleri Utbe ve Uteybe'ye; "O'nun kızlarını alıp, yükünü hafiflettiniz. Kızlarını boşayın ki, zahmete düşsün. Size Kureyş'ten istediğiniz kızı alalım" diye teklif ettiler.
Uteybe denilen alçak, Peygamberimizin huzur-ı şerifine gelip; "Ey Muhammed! Ben, seni ve dinini tanımıyorum. Kızını da boşadım. Artık ne sen beni sev, ne de ben seni! Ne sen bana gel, ne de ben sana gelirim!.." diye hakaret etti.
Sonra, sevgili Peygamberimize saldırıp, mübarek yakasına yapıştı. Gömleğini yırttı ve hakarette bulundu. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz; "Ya Rabbi! Buna canavarlarından birini musallat et!" diye beddua buyurdu.
Bir kaç gün sonra Uteybe ticaret için sefere çıktı. Kafile, Zerka denilen yerde yatmak üzere konaklamıştı. Uteybe, yüksekçe bir yere yattı. Gece, bir aslan geldi. Kafiledekileri birer birer koklayarak Uteybe'nin yanına vardı. Üzerine sıçrayıp karnını yardı, başını koparttı ve feci bir şekilde Cehenneme gönderdi...