icretin 2. Senesinin Diğer Mühim Bazı Hadiseleri

Ramazan Orucunun Farz Kılınması

Ramazan orucu, kıblenin Kabe tarafına çevrilişinden bir ay sonra, Peygamberimizin Medine'ye hicretinin 18. ayının başlarında, Şaban ayında farz kılındı. Bu hususta indirilen âyetlerde meâlen şöyle buyuruldu:

"Ey îman edenler!.. Sizden önceki(ümmet)lere farz kılındığı gibi, size de—takvaya eresiniz, nefsinize hâkim olasınız diye—oruç, farz kılındı.

"Ramazan ayı öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, açık âyetleri kendisinde toplayan, hak ile bâtılı ayırt eden Kur'ân, onda indirildi.

"O hâlde, sizden her kim o aya erişirse, onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta olur yahut seferde bulunursa, tutmadığı günler sayısınca başka günlerde kaza etsin.

"Allah, size kolaylık diler, güçlük dilemez. Bu da, o sayıyı ikmâl ve size olan hidâyetine karşı Allah'ı tekbir etmeniz içindir. Gerek ki, şükredersiniz!"73

Ramazan orucu, İslâm dininin beş şartından birisidir.

İbni Ömer (r.a.), Resûlullah Efendimizin bu hususta şöyle buyurduğunu bildirir:

"İslâm beş şey üzerine kuruldu: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun Resulü olduğuna şehâdet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek, Ramazan orucunu tutmak."74

Sadakai Fıtr 'in Vâcib Kılınması

Bu senenin Ramazan ayının sonlarına doğru sadakaı fıtr vermek vâcib oldu.

Resûli Ekrem Efendimiz, küçük büyük, hür köle, erkek kadın her zengin Müslüman için kuru hurmadan bir sa' (1040 dirhem)* veya arpadan bir sa' veya kuru üzümden bir sa' veya buğdaydan bir müd (yarım sa') fıtır sadakası ayrılıp, bunun bayram namazından önce yoksullara verilmesini emretti.

İlk Bayram Namazının Kılınması

şevval hilâli görülüp, sabahleyin güneş yükselince, Resûli Ekrem Efendimiz, oruçlarını açmalarını ve bayram namazına çıkmalarını Müslümanlara emretti. Sonra da onlarla birlikte bayram namazı kılmak üzere musallaya [namazgaha] çıktı. Hutbeden önce, ezansız ve kametsiz olarak cemaatle bayram namazı kılındı.

Nebîyyi Muhterem Efendimiz, Medine'ye teşrif buyurdukları zaman, Medinelilerin iki mahallî bayramı vardı. Peygamber Efendimiz onlara, "Allah Teâlâ, size onlardan daha hayırlı olmak üzere Fıtır (Ramazan) ve Kurban Bayramı günlerini verdi." buyurdu.75

Resûli Kibriya Efendimiz, bayram namazlarını namazgahta kılardı. Medine'nin namazgahı, şehrin Şark kapısı üzerindeydi.

Bir dirhem 3 gramdır. 75 Ahmed Ibni Hanbel, Müsned, c. 3, s. 103.

Peygamber Efendimiz, bayram namazı kılmak üzere namazgaha yürüyerek giderdi. Bayram namazına bir yoldan gider, başka bir yoldan dönerdi. Ramazan Bayramı namazına çıkmadan önce bir şeyler yerlerdi. Ekseriya bunlar birkaç hurma olurdu.

Zekâtın Farz Kılınması

Zekât, Hicret'in 2. yılında Ramazan orucunun farz kılınmasından ve fıtır sadakasının vâcib kılınışından sonra farz kılındı.

Zekât, zengin Müslümanların yıldan yıla belli ölçüsüne göre mallarının bir kısmını zekât niyetiyle ayırıp lâyık olanlara vermelerinden ibaret mâlî bir ibâdettir.

Zekât, İslâm dininin beş temel esasından biridir. Kur'ânı Kerîm'ie (Nur, 56; Müzzemmil, 20; Hacc, 78; Bakara, 110) emredilmiştir. Kur'ânı Kerînı'de 32 yerde namazla birlikte zikredilmiştir.

Bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Her gün, her sabah, iki melek inip birisi, 'Yâ Rab! Zekât ve sadakasını vererek, malını (Allah rızası için) harcayana, harcadığının yerine yenisini ver.' der. Diğeri de, 'Yâ Rab! Zekât ve sadaka hakkını ödemeyerek malını sıkana da malını telef et.' der!"76

Hz. Rukiyye 'nin Vefatı

Peygamber Efendimizin Hz. Osman'la evli kerîmeleri Hz. Rukiyye, Bedir Seferi sırasında hastalanmıştı. Hz. Osman, Peygamber Efendimizin emriyle ona bakmak üzere Medine'de kalmış, Bedir'e gidememişti. Zeyd b. Harise Hazretleri, Bedir Zaferinin haberini Medine'ye getirdiği sırada Hz. Rukiyye vefat etmişti.

Onu Ümmü Eymen yıkadı. Hz. Osman cenaze namazını kıldırdı ve Bakî Kabristanına defnetti.

Hz. Rukiyye, Resûli Ekrem Efendimiz 33 yaşlarında bulundukları sırada, Hz. Zeyneb'ten sonra doğan kerîmeleridir. Annesi Hz. Hatice'yle birlikte Müslüman olmuştu. Daha sonra Hz. Osman'la evlenmişti. Hz. Osman, onunla birlikte Habeşistan'a hicret etmişti. Resûli Ekrem Efendimiz, onların beraber hicret ettiklerini görünce, "Osman, Lût'tan (a.s.) sonra, Allah yolunda, ailesiyle birlikte hicret edenlerin ilkidir." buyurmuştu.77

Ebûdderda 'mn Müslüman Olması

Ebûdderda Uveymir b. Salebe, Bedir Seferi sırasında Müslüman oldu. Şöyle ki:

Abdullah b. Ravaha (r.a.), öteden beri Ebûdderda'nın kardeşliği idi. Bir gün, eline keseri alıp Ebûdderda'nın evindeki putunu kırdı. Ebûdderda evine döndüğü zaman, hanımı durumu ona haber verdi. Bunun üzerine Ebûdderda düşünmeye başladı ve kendi kendine, "Eğer, bu putta bir hayır olsaydı, kendisini korurdu!" diye konuştu. Sonra da Müslüman olmak için Peygamberimizin yanına gitti.

Abdullah b. Ravaha, uzaktan geldiğini görünce, "Yâ Resûlallah!.. Gelen, Ebûdderda'dır. Herhalde bizi görmeye geliyor!" dedi.

Resûli Ekrem Efendimiz, "O, Müslüman olmak için geliyor. Çünkü Rabbim, Ebûdderda'nın Müslüman olacağını bana bildirmişti!" buyurdu.

Huzura varan Ebûdderda, orada Müslüman oldu. Ev halkı, kendisinden önce Müslüman olmuşlardı.78

Hz. Fâtıma ile Hz. Ali'nin Evlenmesi

Hz. Fâtıma, ResûlI Ekrem Efendimizin Medine'ye teşriflerinden beş ay sonra Receb ayında Hz. Ali'yle nikahlandı. Hicret'in 2. yılında Bedir Gazasından sonra Zilhicce ayında evlendiler.

Hz. Fâtıma, Resûli Kibriya Efendimizin en küçük kızı ve kızlarının en sevgilisi idi. Peygamber Efendimiz, bir gazadan veya bir seferden geldiği zaman ilk önce Mescid'e gidip iki rekât namaz kılar, sonra Hz. Fâtıma'ya uğrar, daha sonra da Ezvacı Tâhirat'ın yanına giderdi.79

Hz. Âişe (r.a.) der ki:

"Ben, Fâtıma kadar, sözü ve konuşması Resûlullah'a benzeyen bir kimse görmedim. Fâtıma girdiği zaman, Resûlullah onu şefkatle karşılar, 'Hoş geldin.' diyerek selâmlardı. Ben, Fâtıma'dan daha doğru sözlü bir kimse de görmedim."80

Hz. Fâtıma'nın (r.a.) yürüyüşü de Nebîyyi Muhterem Efendimizin yürüyüşüne pek benzerdi.

Bir gün, Hz. Âişe'ye, "İnsanların, Resûlullah'a en sevgili olanı kimdi?" diye soruldu.

Hz. Âişe, "Fâtıma idi." dedi.

"Erkeklerden kimdi?" diye sorulunca da, "Fâtıma'nın kocası." cevabını verdi.81

Peygamberimizin, Kızı Hz. Zeyneb 'i Mekke 'den Getirtmesi

Bedir esirleri arasında Peygamberimizin damadı ve Hz. Zeyneb'in kocası Ebû Âs b. Rebî'de bulunuyordu. Bedir Harbi esirleri konusunda bahsettiğimiz gibi, Ebû As serbest bırakılınca Mekke'ye gitti. Daha önce Hz. Zeyneb'in hicret etmesine mâni olan Ebû As, bu sefer kendisini serbest bıraktı.

Resûli Kibriya Efendimiz de, Bedir Harbinden bir ay veya bir aya yakın bir zaman sonra Zeyd b. Harise ile Ensâr'dan bir zâtı göndererek Hz. Zeyrıeb'i Mekke'den getirtti.82

Muhacir Müslümanlardan Osman b. Maz 'un 'un Vefatı

Bakî Kabristanına, Muhacir Müslümanlardan ilk defnedilen bir zâttır.

İlk Kurban Bayramı Namazının Kılınması

Resûli Kibriya Efendimiz, Zilhicce'nin dokuzunda Sevik Gazasından dönerek Medine'ye kavuşmuştu. Ertesi günü, yâni Zilhicce'nin 10. günü Müslümanlarla birlikte namazgaha çıktı. Ezansız ve kametsiz olarak iki rekât Kurban Bayramı namazı kıldırdı. Namazdan sonra bir hutbe îrad etti. Bu hutbelerinde, kurban kesmelerini Müslümanlara emretti. Kendileri de iki kurban kesti. Satın aldığı semiz, boynuzlu beyaz koçtan birini keserken, "Allah'ım! Bu, Senin birliğine ve Senden bana gelenlere şehâdet eden bütün ümmetim nâmınadır." dedi. İkincisini keserken ise, "Allah'ım! Bu da, Muhammed ve Muhammed'in ev halkı içindir." buyurdu. Bundan, kendileri, ev halkı ve yoksullar yediler.83

İslâm'da ilk Kurban Bayramı budur!


73 Bakara, 183185.

76 Buharı, Sahih, c. 2, s. 120.

77 İbni Sa'd, Tabakat, c. 8, s. 3637.

78 lbn-iSa'd, A.g.e., c. 7, s. 391.

79 ibn-i Abdi'l-Berr, el-istiab, c. 4, s. 1895.

80 Taberî, Tarih, c. 2, s. 290-292.

81 İbn-i Sa'd, A.g.e., c. 1, s. 248-249.

82 Taberî, Tarih, c. 2, s. 290292.

83 İbni Sa'd, A.g.e., c. 1, s. 248249.