evik Gazvesi

(Hicret 'in 2. senesi 5 Zilhicce Pazar)

Kaynuka Oğulları Yahudîlerinden 700 kişinin Medine'den sürgün edilmeleri, şehri büyük bir rahatlığa kavuşturmuştu. Peygamberimizin bu hareketi, İslâm'ın inkişafı bakımından oldukça önem taşıyan bir hâdiseydi. Eğer fesad şebekesi du­rumunda olan bu Yahudiler, İslâm'ın merkezi Medine'de bıra­kılmış olsalardı, Müslümanlara birçok haince plân tertipleye­cekleri şüphesizdi. Sürgün edilmeleriyle bu fırsat ellerinden alınmış oluyordu.

Şehrin dâhilinde tam bir sükûn ve huzur hâkimdi.

Ancak, hâricin emniyeti pek iç açıcı değildi. Kureyş müşrik­leri, Bedir mağlûbiyetinin ağır acısını unutmamışlardı, unut­mak da istemiyorlardı. Nitekim, Kureyş ileri gelenlerinden bir­çoğunun öldürülmesiyle, Ebû Süfyan kendisini âdeta Kureyş müşriklerinin reisi makamında görmeye başlamış ve Bedir mağlûbiyetinin intikamını almak için harekete geçmişti. Pey­gamberimiz ve Müslümanlardan intikal almadıkça kadınlara yaklaşmayacağına, koku sürünmeyeceğine ve yıkanmayacağı­na and içmişti.70

Bu andını yerine getirmek için, Ebû Süfyan, 200 kişilik bir süvari kuvvetiyle Medine önlerine kadar sokuldu. Aslında bu kadarcık bir kuvvetle Müslümanlara karşı çıkamayacağını kendisi de gayet iyi biliyordu. Sâdece, yaptığı yemini yerine getirmek, sözünden caymış olmamak için buraya kadar çıkıp gelmişti.

Gece vakti, henüz Medine'de ikamet eden Yahudi kabilesi Benî Nadir reisinin yanına gitti ve ondan Müslümanlar hak­kında birçok gizli malûmat aldı.

Daha sonra, Medine'ye üç mil kadar uzaklıkta bulunan Urayz adındaki mevkiye kadar sokulan müşrik kuvveti, burada sık bir hurmalık ve iki evi ateşe verdiler. Bu arada tarlasında işiyle meşgul, müdafaasız, Ensâr'dan bir Müslümanı, işçisiyle birlikte şehid ettiler.71

Bunları yapmakla sözünün yerine geldiğini kabul eden Ebû Süfyan, takib edilip yakalanma korkusundan, beraberindekiler­le birlikte sür'atle oradan uzaklaşarak Mekke'ye doğru yol aldı.

Resûl-i Ekrem baskını haber aldı. Ensâr ve Muhacirun'dan 200 kişiyle, müşrik mütecavizleri takibe çıktı. Kimseyle karşı­laşmadı. Müşriklerin sür'atle kaçıp gittiklerini öğrendi.

Müşrikler kaçarken beraberlerinde yiyecek olarak getirdikle­ri "sevik" denilen kavrulmuş buğday ununu, torbalarıyla birlik­te, ağırlık yaptığı ve sür'atle uzaklaşmalarına mâni olduğu için yollarda yer yer bırakmışlardı. Mücâhidler, bu sevik torbalarını topladılar. Gaza da adını buradan aldı.72


70 Ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 30.

71 ibn-i Hişam, Sîre, c. 3, s. 48; Ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 30; Taberî, Tarih, c.2, s. 299.

72 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 48; ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 30.