ahabe ve Tabakat-ı Sahabe
Sahâbenin tarifi ve kime sahâbî deneceği mevzuunda en tercihe şayân görüş Hâfız İbn Hacer’e ait olanıdır. Ona göre sahâbî: “Allah Rasûlü’nü (sav) görüp, az dahi olsa sohbetine eren, O’nu dinleyen ve bu ahd ü peymân içinde vefât eden mü’min insandır.” Bazıları, Allah Rasûlü’yle (sav) bir yıl hattâ iki yıl birlikte olma şartını ileri sürmüşlerse de, cumhûra göre, Allah Rasûlü’nün (sav) mübarek atmosferi içine giren ve o atmosferden kalbine ve rûhuna ilhamlar akseden, az buçuk O’nun nurlu ikliminden istifade edip ve vâde vefâ içinde ölüp giden her mü’minin, sahâbî sayılacağında ittifak vardır. Kâfir, Rasûlullah’ı (sav) elli bin defa da görse, sahâbî olamaz.

Şüphesiz, her sahâbî aynı derecede değildir. Sahâbinin de kendi aralarında tabakaları vardır. Yolların bütünüyle sarpa sardığı dönemde Allah Rasûlü’ne (sav) imân edenlerle, hicretten ve en nihâyet fetihten sonra iman edenler, herhalde aynı kategori içinde mütalâa edilemezdi. Mes’ele Kur’ân’da ve sünnette de böyle ele alınmıştır. İlgili âyetlerde muhacirlerin ve ensârın ilklerinden bahsedildiği gibi (Tevbe/100) fetihten önce infâk edip savaşanların, fetihten sonra infak edip savaşanlardan daha üstün bir dereceye sahip oldukları da yine Kur’ân’da anlatılan gerçeklerdendir (Hadîd/10). Ayrıca, bu farklılığı Efendimiz’in tercihlerinde görmek de mümkündür.

Meselâ, bir defasında Hz. Hâlid, Hz. Ammâr b. Yâsir’i incitince, Allah Rasûlü, Hz. Hâlid’i ciddi azarladı ve: “Benim ashâbıma ilişmeyiniz” buyurdu. Bir başka defasında, Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’i incitince, bu defa Allah Rasûlü’nün (sav) Hz. Ömer’e kaşlarını çatarak; “Hepiniz beni inkâr ettiğiniz zaman o beni tasdik etti. ashâbımı bana bırakmalı değil miydiniz?” ikazında bulundu. Hz. Ebû Bekir, dizleri üzerine çöküp: “Suç bendeydi yâ Rasûlallah”demesi ise, Ebû Bekir’ce bir davranıştı ve genel havayı ta’dile ma’tuftu.

Sahâbenin tabakalarıyla alâkalı en iyi taksim ve tespit, Müstedrek sahibi Hâkîm en-Nîsâbûrî’ninkidir. Ona göre, sahâbe, oniki tabakaya ayrılır:

1. Râşid halifeler ve onlarla beraber ilk imân edenler; bilhassa Aşere-i Mübeşşere’den geriye kalan altı sahâbî.
2. Dârü’l-Erkam ashâbı, yani Hz. Ömer’in Müslümanlığından önce imân etmiş olup, imanlarını gizleyen ve Erkam b. Ebi’l-Erkâm’ın hânesinde bir araya gelenler.
3. Habeşistan’a hicret etmiş olanlar.
4. Birinci Akabe Bey’atında bulunanlar.
5. İkinci Akabe Bey’atında bulunanlar.
6. Efendimiz’e (sav) Kuba’dan Medîne’ye teşriflerinden evvel mülâki olan ilk muhâcirler.
7. Bedir Ashâbı.
8. Bedir’le Hudeybiye vak’ası arasında hicret edenler.
9. Bey’atü’r-Rıdvân Ashâbı.
10. Hâlid b. Velîd ve Amr İbnü’l-Âs gibi, Bey’atü’r-Rıdvan ile feth-i Mekke arasında hicret edenler.
11. Fetih’ten sonra Müslüman olanlar.
12. Fetih’te, “ashâbıyla vedâlaşması” mânâsında “Vidâ Haccı” ve son haccı olması hasebiyle “Vedâ Haccı” denilen hacda ve sâir yerlerde Efendimiz’i görmüş olan çocuklar.