ünnet Nedir?
Sünnet, lugat manâsı itibariyle, “gidişat, iyi ya da kötü- takip edilen yol” demektir. Bu manâyı ifade eden bir hadîs-i şerifte: “Kim, İslâm’da güzel bir yol, bir çığır açarsa, onun ecri ve daha sonra o yolda gidenlerin ecri, yapanlardan eksiltilmemek üzere onundur. Kim de İslâm’da kötü bir yol, bir çığır açarsa, onun ve o yolda gidenlerin vebâli, yapanlardan eksiltilmemek üzere onun sırtına yüklenecektir” buyurulmaktadır.

Muhaddîsler, usûlcüler ve fukahâ ıstılâhı manâsı itibariyle sünneti, aşağıdaki ifadelerle tarif etmeye çalışmışlardır:

Muhaddîslere göre sünnet: “Ahkâma ve amele esas teşkil etsin etmesin, yaptıkları ve ictinâb ettikleriyle Allah Rasûlü’nden (sav) -Hanefîler’in nokta-i nazarınca farz, vâcib, sünnet, müstehab ve âdâp- bize intikâl eden her şeydir.” Yani, Allah Rasûlü’nün (sav) şemâilidir, hayat tarzıdır, sîretidir.

Usûlcülerin sünnet anlayışı biraz daha farklıdır. Onlara göre sünnet: “Rasûlullah’dan (sav) söz, fiil ve takrir olarak sâdır olan her şeydir.” Yani, Rasûlullah Efendimiz’in (sav) sözleri, davranışları ve ashâbında görüp de menetmediği, veya sükûtla tasvip buyurduğu hareketlerdir.

Fukahâ ise, sünnete bid’at mukabilinde ve teşrie, yani farza, vacibe, harama esas teşkil etmesi açısından bakarlar. Bu mânâda sünnet, hadîsin mürâdifi, ya da müterâdifi sayılır.

Hadîs; tahdis masdarlarından haber vermek manâsına bir isimdir. Daha sonraları, Efendimiz’e (sav) nisbet edilen her söz, fiil ve takrire hadîs denmiştir. İbn Hacer: “Şeriat örfünde hadîsden maksat, Efendimiz’e (sav) isnat edilen her şeydir” der.

Bazı fuhûl-u ulemâ, hadîs sözünden, kadim, özlü ve ilahî olanı sezmişlerdir ki, Kur’ân-ı Kerim’le sünnetin ilk ayrılma noktalarına işaret etmesi bakımından oldukça önemli bir tevcihtir. Sünen-i İbn Mace’deki bir hadîs de bunu te’yid eder mahiyettedir. İbn Mes’ud, Efendimiz’in (sav) bir keresinde şöyle buyurduklarını nakleder: “Onlar başka değil ikidir: Biri kelâm, diğeri de hidayet buudlu yoldur. Kelâmın güzeli Allah (cc) kelâmı, hidayetin güzeli de Muhammed’in (sav) hidayetidir.”

Evet Efendimiz (sav), kendi sözleri hakkında hadîs demeyi tercih etmiştir. Böyle demekle, kendine ait sözlerle, kendine ait olmayan sözleri birbirinden ayırdığı gibi, hadîs ıstılahı olarak ta, bu kelimenin nerede kullanılacağı hususunu hatırlatmada bulunmuştur.