adîs-i Şeriflerde Sünnet
Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şeriflerinde de sünnetin yerine ve ehemmiyetine işaret olunmuş ve bu mevzû üzerinde hassasiyetle durulmuştur. Meselâ, Buharî’nin Sahih’inde Hz. Ebû Hureyre’den (ra) rivayet olunan bir hadîs-i şerifte: “Bana itaat eden, şüphesiz Allah’a itaat etmiştir; bana isyan eden de, hiç şüphesiz Allah’a isyan etmiştir” buyrulmaktadır.

Peygamber’in yolu, Allah’ın yoludur; Peygamber’in izinde bulunmak demek, İlâhî mesajların aydınlık ikliminde yürümek demektir. Dolayısıyla sünneti kabûl etmemek, onu hayattan dışlamak veya ona başkaldırmak, Allah’a isyanla aynı manâya gelir. Allah, insanlar içinden bir insanı seçiyor; ve her şeyi reşha gibi kusursuz ve arızasız aksettirecek nezih bir Ruh’u intihap edip, insanlara mesajını O’nunla gönderiyor; O da, getirdiği bu mesajı yorumlarıyla açıklıyor, önümüze seriyor. Buna karşılık bazı densizler kalkıp, o musaffâ Elçi’ye karşı tavır alıyorsa, o zaman bunun adı, ancak ve ancak Allah’a isyan, O’na başkaldırma ve cehenneme istihkak kesbetme olur. Çünkü, yine Buharî’nin rivayet ettiği bir başka hadîs-i şerifte Efendimiz bizzat: “Başkaldıran, serkeşlik eden müstesnâ, ümmetimden herkes cennete girer” buyurmuşlar. Ashâb-ı kirâmın: “Başkaldıran, serkeşlik eden kimdir, ya Rasûlallah?” diye sorması üzerine de: “Bana itaat eden cennete girer; bana isyan edense muhakkak başkaldırmış ve serkeşlik etmiş olur.” cevabını vermişlerdir.

Ebû Davud ve Tirmizî’nin, Irbad İbn Sâriye’den rivayet ettiği bir başka hadîs-i şeriflerinde ise Efendimiz (sav): “İçinizden benden sonra yaşayanlar pek çok ihtilâf ve herc ü merc göreceklerdir. Siz sünnetime ve doğruya götüren râşid halîfelerin (yani, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’nin) sünnetine sarılın, yapışın. Bunlara dişlerinizle sımsıkı tutunun” buyurmuşlardır. Hadîsin devamında, yine sünnetin her şey olduğuna ve her şeyi aşan ehemmiyetine işareten: “Zinhar, sonradan ortaya çıkma işlerden (bid’at) sakının; çünkü, her bid’at dalâlettir” buyrulmaktadır.

Yine, Taberânî’nin rivayet ettiği meşhur bir hadîste: “Ümmetimin fesadı zamanında (dinin esaslarının sarsıldığı, ümmetin dağılıp parçalandığı ve İslamî düşüncenin hedmine çalışıldığı bir dönemde) sünnetime, (yol adına getirip ortaya koyduğum disipline) sımsıkı sarılan, hattâ onun esaslarından bir tanesini bile ihyâ eden şehit sevabı kazanır.”Hadîsin tenkide maruz rivayetinde ise “yüz şehid sevabı kazanır” buyrulmaktadır.

Kurân’ın ve Rasûlullah’ın apaçık ifadeleri karşısında hâlâ kendilerine başka yollar arayanlara, Kurân’ın dediği gibi desek, zannediyorum fazla bir şey söylemiş olmayız: “Öyle ise nereye gidiyorsunuz?”(Tekvir/26).