ayatına Kısaca Bir Bakış
O’nun verdiği bütün kararlar, gayet süratli ve isabetliydi. Hayatında, hiçbir kararı fiyasko ile neticelenmemişti. Nitekim yukarıda bunun müşahhas misallerini uzun uzadıya anlatıp naklettik. Bilhassa Uhud ve Huneyn’de, nasıl süratli ve isabetli kararlar aldığını ve ordusunu mutlak bir hezimetten kurtarıp şanlı bir zafer kazandığını altını çizerek ifade etmeye çalıştık.

O, fıtraten cesur ve şecaat sahibiydi. Tek başına bütün insanlığa meydan okurcasına, uzun, çetin ve çetrefilli bir yola çıkmıştı. Ne fertlerden ne de cemaatlerden korkmadan, çekinmeden yoluna devam etmişti. Hatta, bazen orduda bir bozgun olunca o atını mahmuzlar, düşmanın üzerine yürür ve bunu yaparken de zerre kadar korku alâmeti göstermezdi. Hatta, Hz. Ali (ra) gibi bir şecaat kahramanı, “Biz harp meydanında korktuğumuz zaman Allah Resûlü’nün arkasına sığınır ve itmînana kavuşurduk” diyor O, bir gün, bir ağacın altında istirahat ediyordu. Cesur bir düşman, O’nun yanına kadar sokuldu ve kılıcını kaldırdı, tam vuracaktı ki Allah Resûlü gözlerini açtı. Bu cüretkâr adam Allah Resûlü’ne: “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” dedi. Efendimiz ise, kılını dahi kıpırdatmadan gayet sakin: “Allah (cc)” dedi. Adam, Allah Resûlü’nün bu büyüleyici cesaretinden ürperdi ve farkına varmadan elindeki kılıcı yere düşürdü. Bu defa kılıcı Allah Resûlü aldı ve aynı soruyu ona sordu. Adamın, aman dilemekten başka çaresi yoktu. İşte Allah Rasûlü’ndeki cesaret buudu ve işte baş döndüren o büyük teslimiyet!

Medine’de bir gürültü işitilmişti. Herkes heyecan ve korku içinde, yollara dökülmüş gürültünün mahiyetini anlamaya çalışıyordu. Biraz sonra gözler beliren bir toz bulutuna ilişti. Toz bulutu yırtılınca arasından süzülüp çıkan İki Cihan Serveri’ydi. “Korkulacak bir şey yok” diyerek herkesi teskin ediyordu.

İlk defa sesi, O işitmiş ve herkesten evvel Ebu Talha'nın (ra) atına binip süratle sesin geldiği yöne gitmiş tespit etmiş ve dönmüştü. Hatta Ebu Talha’nın o yürümeyen atı, üzerine Allah Resûlü binince o gece sevincinden âdeta rüzgâr kesilmişti Tek başına, herkesi titreten bir gürültünün üzerine yürüyen Allah Resûlü, normal insan normlarını aşan bir harikuladelik sergilemektedir.

Mağarada Hz. Ebu Bekir (ra), O’nun adına endişelenince “İki kişi hakkında zannın nedir ki, onların üçüncüsü Allah'tır (cc)” demiş kendi hakkında endişelenen bir sinenin çıldırtan endişelerini teskin etmişti. Zaten evinden ayrılıp, gözü dönmüş düşmanların arasından çıkıp gidişi de apayrı bir cesaret destanı değil miydi?

O’nda, her zaman sarsılmaz ve sağlam bir irade vardı. Bu iradenin tersyüz edilmesi mümkün değildi. Çünkü O’ndaki iradeyi Cenâb-ı Hakk, gizli meşietiyle biledikçe bilemişti.