slâm'a Koşanlar
Sulh döneminde İslâm’ın Kılıcı Halid İbn-i Velid (ra) Müslüman oldu.

Halid b. Velid, harplerde dize getirilecek bir insan değildi.. olmamalıydı da... İlerde İslamî izzete dönüşecek gurur mevcudiyetini devam ettirdiği sürece, kılıç zoruyla İslâm’a girmesi imkânsızdı. Ayrıca, istikbâlin bu eşsiz kumandanını, Cenâb-ı Hakk, lütfuyla korumuş ve onun izzetiyle İslâm’a girmesine zemin hazırlamıştı. Eğer böyle bir sulh dönemi olmasaydı, Halid’in buzları nasıl eriyecekti!

Nitekim, Mekke’de yapacak iş kalmayınca Halid, evet o kavgacı insan, hiç olmazsa biraz düşünme fırsatı bulmuştu. Hudeybiye’de Müslümanların zahiren mağdur edilmeleri ve ikinci sene gelip yaptıkları umrenin hâl ve keyfiyeti, Halid ve Halid gibi düşünenleri derinden derine tesiri altına almıştı. Evet, sulh dönemi, onun için de bir durulma dönemi oldu. Ve bir müddet sonra da gelip Allah Rasûlü’ne teslim olduğunu ilan etti. Bu teslimiyet de onun “Seyfullah” olmasını netice verdi. Ve zaten, Allah Rasûlü bu neticeyi beklemekteydi. Amr İbn-i Âs (ra) da bu dönemde Müslüman olanlardandır. Hudeybiye musalahasıyla gelen bu monoton, bu ülfet dolu hayat, bu yiğitleri bu kahramanları ve harp meydanlarının küheylanlarını bıktırdı.. bıktırdı; gelip aksiyon cephesini seçtiler ve Allah Rasûlü’nün tarafına geçtiler...

Osman b. Talha (ra) da bu dönemde kazanılan büyüklerdendir. Osman b. Talha (ra), hayatı boyunca Beytullah’ın anahtarını taşımış ve daha sonra da Allah Rasûlü o anahtarları yine ona vermişti. İsimleri geçen bu şahıslar, askerî ve siyasî dehalarıyla, ordular bozan insanlardı. İşte bu insanlar, sulh döneminin yumuşak ikliminde ancak kendilerini idrak edebilmişlerdi.