lüme Biat
Biat sesini duyunca herkes yerinden ok gibi fırladı ve o uğurda ölüme kadar her şeye biat ettiler. Çünkü o esnada ancak ölüm için biat edilirdi. Evet herkes koştu hem öyle koştular ki bir yarım insanın dışında Allah Rasûlü’nün, mübarek elini sıkmadık tek fert kalmadı.

Sadece bir insan kalmıştı ki, o da şu anda Mekke’deydi ve hayatta olup olmadığı da bilinmiyordu. Allah Rasûlü yine, zaman ve mekanı aştığı anlardan birini yaşıyor gibiydi. Sanki zaman ve mekan önünde dürülmüş ve sanki çok ötelerdeki Osman’ın (ra) elinden tutmuş gibi bir hâli vardı. Sağ elini kaldırdı, “Bu benim elim” dedi. Ardından da sol elini kal-dırdı: “Bu da Osman’ın (ra) eli” buyurdu. Ve ardından ilave etti: “Şahit olun, ben Osman’ın (ra) yerine biat ediyorum.”

Bu ne kutsi biattı ki Allah Rasûlü o biata vekalet ediyordu..!

Mes’ele çok ciddîydi ve herkes feverân içindeydi. Sinirler iyice gerilmiş, ashab infilak etmeye hazır gibiydi.. ve sadece Allah Rasûlü idi ki denge ve itidâlini hiç bozmamıştı. Gerçi içi yanardağlar gibi fokur fokur kaynıyordu ama, O insanüstü iradesiyle bu yanardağların dahi patlayıp etrafa lavlar saçmasına mâni olabiliyordu. Aman Allah'ım! Bu ne sarsılmaz irade..!

İş Kolaylaştı

Tam bu gerginlik esnasında, Allah Rasûlü ileriden bir toz belirdiğini müşahede etti. Biraz sonra da tozlar arasından Süheyl çıkıvermişti. O, Süheyl’i çok iyi tanırdı. Yanındakilere: “İş artık kolaylaştı. Kureyş anlaşmaktan başka bir şey yapamaz” dedi. Kolaylık mânâsıyla irtibatlı, Süheyl isminden tefe’ül edilmesi de ayrı bir konu. Allah Rasûlü’nün insanları tanımasına bakın ki, daha Süheyl’i görür görmez hemen neticeyi söylemişti. O, Urve’yi gördüğü zaman da Kureyş’in anlaşma niyetinde olduğunu söylemişti ama, Süheyl’le bu iş kesinlik kazanacaktı. Nitekim hâdiseler Allah Rasûlü’nü tasdik çizgisinde cereyan etmeye başlamıştı bile. Süheyl, anlaşmak için geldiğini açıkça ifade etti. Zaten, Allah Rasûlü de böyle bir anlaşma istiyordu.