nlaşma
Gerçi anlaşma maddeleri ilk bakışta, tamamen Müslümanların aleyhinde gibi görünüyordu ama, Kur’ân bunu, neticesi itibariyle bir fetih olarak anlatıyordu.

Süheyl Allah Rasûlü’nden ne kadar taviz koparabilirse bunu kendisi için büyük bir muvaffakiyet sayacaktı. Onun için en küçük mes’eleleri dahi gündeme getirmekten çekinmiyordu.

Meselâ; daha anlaşmanın başlangıcında yazılan cümlesine itiraz edip, bunun yerine yazılmasında diretti. Allah Rasûlü de onun bu teklifini kabul etti.

Suheyl’in ikinci itirazı, “Resûlullah” ifadesine oldu. “Biz zaten senin Resûllüğünü kabul etmiş olsak, böyle bir anlaşmaya lüzum kalmazdı” dedi. Efendimiz kâtiplik yapan Hz. Ali’ye (ra); orayı da karalayıp yazmasını söyledi. Ancak, bu teklif, Hz. Ali’ye ağır gelmiş ve bir miktar duraklamıştı. “Rasûl” kelimesini silmek içinden gelmiyordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü, bizzat kendi eliyle o ifadeyi çizdi ve ifadesini yazdı veya Hz. Ali’ye (ra) yazdırdı.

Anlaşma maddelerinin hemen hepsi uzun münakaşalara sebep olmuştu. Süheyl, kendi dedikleri yazılmadıkça böyle bir anlaşmaya imza atmayacağını söylüyor, Allah Rasûlü de böyle bir anlaşmanın getireceği büyük neticeler itibariyle, dış yüzündeki ürperticiliğe rağmen bu isteklerin çoğuna “evet” diyordu.

Bu maddelere göre:

1. Müslümanlar bu sene Mekke’yi ziyaret etmeden geriye dönecekler.
2. Ziyaret ancak gelecek sene yapılacak ve ziyaret müddeti de sadece 3 gün olacak.
3. Yanlarına hiçbir silah almayacak ve herkes sadece beline kuşanmayı âdet haline getirdiği kılıcı ile gelebilecek, o da kınında bulunacak.
4. Mekke’den Medine’ye gitmek isteyen olursa kabul edilmeyecek; aksine Mekke’ye dönen kimselere de engel olunmayacak. (Yani Müslümanlardan biri Medine’ye gitmiş olursa veya Müslümanlara sığınırsa, o derhal Kureyş’e teslim edilecekti.)
5. Arap kabileleri istedikleri tarafla birleşmekte serbest bırakılacaktı.