'nun Dua Kuşağı
Bu arada bir de Efendimizin bir-iki duasına dikkatinizi çekmek istiyorum. O’nun dualarında kullandığı kelimeler ve bu dualardaki derinlik de, apayrı ve başkalarının ulaşamayacağı kadar ulvî bir zenginlik arz etmektedir. Şunu hiç tereddüt etmeden söylemeliyim ki, Allah Rasûlü’nün her duası, bir kitap kadar (ihtiva ettiği manâ bakımından) hacimlidir. Nasıl O’na ait sözler , bütün beşerî sözlerden üstündür; O’na ait dualar da, bütün insanların yaptıkları, yapacakları beşerî dualardan çok çok derindir. Çünkü, Cenab-ı Hakk’ı en çok bilen, O’ndan en çok korkan Allah Rasûlü’dür. Öyleyse en derin ve seviyeli duayı da yine O, yapacaktır. O’nun duası da bir bitirimdir. Efendiler Efendisi, bize şöyle bir dua talim ediyor : “Yatağınıza gideceğinizde namaz abdesti gibi bir abdest alın sonra da şöyle dua edin :Allah'ım! (Rahmetini) umarak, (azabından) korkarak kendimi Sana teslim ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, sırtımı Sana dayadım. Senden başka sığınak, Senden başka dayanak yoktur. İndirdiğin kitabına, gönderdiğin Peygamberine iman ettim.”

Şu duada kullanılan kelimeler, öyle baş döndürücü, o derece müthiştir ki, daha üstünde söz söylemek mümkün değildir.

İleride, ayrı bir bölüm halinde Allah Rasûlünün dualarından bahsederken bu duaları arz edeceğimiz için burada tafsilattan sarf-ı nazar ediyor ve sadece ifadedeki vecizliğe dikkat çekmek istiyoruz.

Başka bir duası da şöyledir :Allah'ım! Benimle günahlarımın arasını, doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır. Allah'ım! Beni hatalardan, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle.

Şu duadaki ifadeler, kitaplarla ancak izah edilebilir.. ve diyecek başka söz de bulamıyorum. Evet, duanın da sultanı, ancak O’dur.

İşte bir duası daha:Allah'ım! Sen’den bildiğim bilmediğim şu anda lütfedilen, ileride lütfedilecek bütün hayırları istiyorum. Allah'ım, bildiğim bilmediğim şu anda gelip çatan, ileride başa gelecek olan bütün şerlerden Sana sığınırım.

İşte bu cümleden olarak, Efendimiz’in (sav) cevâmiu’l-kelîm dualarından birkaç inci mercan daha:Allah'ım, Senin ihsan ettiğine mâni olacak yoktur. Senin mâni olduğuna da lütfedecek yoktur. Hiçbir servet sahibi fayda veremez, bütün servetler Sendedir.

“Allah'ım, bir söz söylememiş, bir yemin etmemiş, bir nezir yapmamış veya bir amel işlememiş olmayayım ki, hepsini Sen önceden dilemiş olmayasın. Neyi ki diledin, o olmuştur; olmamasını dilediğin şey de olmamıştır. Güç ve kuvvet ancak Sen’dendir, şüphesiz Sen’in her şeye gücün yeter. Allah'ım, yaptığım her dua, Senin rahmet ettiğin, ettiğim her lanet de Senin lânet ettiğin kimsenin üzerine olsun. Sen, dünyada ve Ahiret’te benim dostum ve Velim’sin; beni Müslüman olarak öldür ve Salih kulların arasına ilhak buyur.”

“Allah'ım Sen’den muzır bir şeye ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın, kazâya rızâ, ölümden sonra rahat bir hayat cemâline bakma lezzeti ve Sana kavuşma şevki istiyorum. Ve, zulmetmekten ya da zulme uğramaktan, düşmanlık etmekten veya düşmanlığa maruz kalmaktan, hatâ işlemekten veya bağışlanmayacak bir günaha girmekten Sana sığınırım.”

“Beni nefsimle baş başa bırakırsan, (bu takdirde) beni za’fa, muhtaçlığa, günaha ve hataya itmiş olursun. Ben ancak Senin rahmetine güveniyorum; günahlarımın hepsini bağışla, zira günahları ancak Sen bağışlarsın. Tevbemi kabul et, zira Sen Tevbeleri kabul eden ve çok Merhametli olansın.”

“Allah'ım, Sen, adı anılmaya en lâyık olansın; İbadet edilmeğe ancak Sen lâyıksın; Sen’sin yardım istenilenlerin en çok yardım edeni, güç ve saltanat sahiplerinin en şefkatlisi; kapısında bir şeyler dilenilenlerin en cömerdi ve verenlerin en eli açığı, Sen’sin her şeyin sahibi ve hakimi; Sen’in ortağın yoktur; Sen’sin eşi ve benzeri olmayan yegane Varlık. Sen’den başka her şey helâke mahkumdur. Sana, ancak Sen’in müsaaden ile itaat edilir ve yine ancak malumatın dahilinde isyan edilir. Sana itaat edilir, karşılığını verirsin, Sana isyan edilir, affedersin. Her şeye en yakın şâhid Sen, en yakın koruyucu da Sen’sin. Nefislerin (arzularının) önüne geçersin; ve ense köklerinden yakalarsın. (İnsanların) yaptıklarını yazdın ve ecellerini takdir ettin. Kalpler Sana akar; gizli, Senin yanında âyândır. Helâl, Senin helâl kıldığın, haram da haram kıldığındır. Din, Sen’in teşrî buyurduğun; emir, Sen’in hükmettiğin; mahluk, Sen’in mahlukun; kul, Sen’in kulundur. Sen, Rauf ve Rahim Allah’sın. Göklerin ve yerin onunla parıldadığı yüzünün nuru hürmetine, Sen’in olan her bir hak hürmetine ve Sen’den isteyen kulların hürmetine, Sen’den beni şu sabah ve şu akşam affetmeni ve kudretinle ateşten korumanı diliyorum.”

“Allah'ım, nebin Hz. Muhammed’in (sav) Senden istediği her hayrı Sen’den istiyor, yine nebin Hz. Muhammed’in (sav) Sana sığındığı her şeyden de Sana sığınıyoruz.”

“Allah'ım, fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten, icabet edilmeyen duadan Sana sığınırım.”

“Allah'ım, Senden işimde sebatı diliyorum, doğru yolda azim istiyorum. Sen’den nimetine şükretmeyi ve Sana güzelce ibâdet etmeyi istiyorum. Ve sâdık bir dil, selim bir kalb istiyorum. Bildiğin şeylerin şerrinden Sana sığınıyorum. Bildiğin şeylerin hayrını Sen’den istiyor ve bildiğin şeylerden Sana istiğfâr ediyorum. Şüphesiz Sen, Allâmu’l-guyûbsun.”

“Allah'ım Sen’den hayırlı işler yapmayı; kötülükleri terk etmeyi ve fakirleri sevmeyi, beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni ve insanların fitnesini murad buyurduğunda, fitnelere düçâr olmadan beni vefat ettirmeni dilerim. Sen’den, Sen’in sevmeni, Sen’in sevdiklerinin sevgisini ve Sen’in sevgine beni yaklaştıracak amellerin sevgisini dilerim.”

“Allah'ım, Senden hayrın başını ve sonunu, en kapsamlı olanlarını, evvelini ve ahirini, açığını ve gizlisini ve cennette en yüksek dereceleri istiyorum, Âmin.”

“Allah'ım, Sen’i zikir, Sana şükr ve güzelce ibadet etmemiz için bize yardım et.”

“Allah'ım, Senden hidayet, takvâ, iffet ve (gönül) zenginliği dilerim.”

“Allah'ım, bütün işlerimizde akıbetimizi güzel yap, dünyada rezil-rüsvay olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.”

Şu ifadeler içinden, bir kelime dahi kaldırmak mümkün değildir. Sözün akışındaki insicam ise, bir hârikadır. Duanın buudunu yakalamak ise imkânsızdır. Evet, Allah Rasûlü’nün duada dahi eşi-menendi yoktur.

Bütün büyük veliler, münacat ve yakarışlarına, Allah Rasûlünün dualarından iktibaslarla renk ve can katmaya çalışmış ve Cenab-ı Hakk’ın kapısını O’nun dua eliyle çalmışlardır. Efendimizin dualarında öyle bir ifade, üslub ve öyle bir nûrâniyet vardır ki, diğerlerinin sözleri arasında hemen tefrik edilir ve “bu Hz. Muhammed Mustafa’ya ait bir sözdür”, denilir..

Ben şahsen, Hasan Şazelî, Ahmed Bedevî, Ahmed Rufâî ve Şâh-ı Geylânî gibi zatların münacat ve dualarını okurken kendimden geçer; hatta bazı yerleri okurken tahammül dahi edemem. Onların duaları da, çok müthiştir! Fakat hepsi de Efendimizin bazı dualarından iktibaslar yapmış ve O’nun dualarını, kendi ifadeleri arasına katarak o ifadelerle zenginliğe ulaşmışlardır. Nitekim, bizler de, bu büyüklere ait duaları kendi dualarımıza şefaatçı yapıyor ve Rahmet kapısını, bu dualardaki makbûliyet ümidiyle çalıyoruz.

Son olarak diyoruz ki, Allah Rasûlü’nün ifadelerinin bütünü, O’nun fetanetine bir delildir. Bazı sözleri ise,“cevâmiu’l-kelîm” olması itibariyle, bir başka ehemmiyeti haizdir. O’nun dualarındaki ifade ve üslup da, bu gruba dahildir. Öyleyse hem sözleri hem de duaları, O’nun peygamber mantığını yani aklın ukba buudlusunu ve ilham kaynaklısını gösterir. Dolayısıyla O, başka değil ancak bir Nebi ve Nebiler Sultanı’dır...