z. MUHAMMED’İN SON PEYGAMBER OLUŞU

PEYGAMBERİMİZİN HÂTEMÜ'L-ENBİYÂLIĞINI TEBLÎĞ BUYURMASI

 Hz. Peygamber son peygamberdir CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH HADÎSİ

Câbir b. Abdullâh Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Benimle Peygamberler (zümresin)'in benzeri, şu bir kimsenin meseli ve benzeri gibidir ki, o kişi, bir ev yaptırmış ve binâyı tamamlayıp süslemiş de yalnız bir tuğlası eksik kalmış. Bu vaziyette halk binâya girip gezmeğe başlarlar. Ve (eksik yeri görüp) hayret ederek: Şu bir tuğlanın yeri boş (bırakılmış) olmasaydı! dediler. Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den gelen bir rivâyet tarîkında da: "Şu köşede bir kerpiç yeri boş bırakılmı olmasaydı!" ziyâdesi vardır. Bunun sonunda da Resûlullah'ın: "Ben o (yeri boş bırakılan) kerpicim, ben Hâtemü'n-Nebiyyîn'im" (Peygamberlerin sonuyum!) buyurduğu rivâyet olunmuştur. 1441

Hz. Peygamber'in yaşı PEYGAMBERİMİZ SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İN 63 YAŞINDA VEFÂT ETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ

Ümmü'l-mü'minîn Âişe Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem altmış üç yaşında vefât etti, dediği rivâyet olunmuştur. 1442

PEYGAMBERİMİZİN SÂİB İBN-İ YEZÎD'E DUASI

Sâib b. Yezîd Rivâyete göre, müşârün-ileyh doksan dört yaşında bünyesi sağlam, çevik, boyu bosu dimdik olduğu halde şöyle demiştir: Pek iyi bilirim ki (şu yaşımda) kulağımla, gözümle (işitip görerek) müstefîd olmam, ancak Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in duâsı (berekâtı) iledir. Hakîkaten (çocukluğumda) teyzem beni Resûlullah'ın huzûruna götürmüştü. Resûlullah'a: - Yâ Resûla'llah, hemşîre-zâdem hastadır. Onun (şifâsı) için Allah'a duâ buyursanız! demişti. Bunun üzerine Resûlullah bana (âfiyetime) duâ etti (de vücûdum zinde, havassım yerinde olarak yaşıyorum). 1443

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe HAFÎDİ HASAN İBN-İ ALÎ'NİN PEYGAMBERİMİZE BENZEDİĞİNE DÂİR HAZRET-İ EBÛ BEKR'İN SÖZÜ VE HAZRET-İ HASAN'I TALTÎFİ

Ukbe b. el-Hâris Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Resûlullah'ın vefâtından bir kaç gün sonra) Ebû Bekr radiya'llahu anh ikindi namazını kıldı. Sonra (mescidden) çıkıp (Alî ile berâber) gidiyordu. (Yolda Alî'nin oğlu) Hasan'ı gördü. Hemen çocuklarla oynuyordu. Ebû Bekr çocuğu tutup omuzuna alarak: - Peygambere benzeyen, Alî'ye benzemiyen (yavru) babam sana fedâ olsun! dedi. Alî ise gülüyordu. 1444

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛL-İ EKREM'İN SIFATLARI HAKKINDA EBÛ CÜHAYFE VEHB İBN-İ ABDULLAH (RADİYA'LLAHU ANH) HADÎSİ

Ebû Cuhayfe Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i gördüm. (Tereddütsüz derim ki:) Hasen İbn-i Alî ona (çok) benzerdi. (Ebû Cuhayfe'nin râvîsi İbn-i Ebî Hâlid İsmâil tarafından) Ebû Cuhayfe'ye: - Resûlullah'ı vasfedip bize bildirseniz!, denildi. O da: - Resûlullah (ın teni, sîmâsı) beyazdı. Siyah saçına beyaz karışmıştı. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bize (Benî Süvâa hey'etine) on üç genç dişi deve (hediye) verilmesini emretti. Fakat biz bu develeri almazdan önce Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Allah'ın dîvânına) alındı, demiştir. 1445

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe BU HUSÛSTAKİ ABDULLÂH İBN-İ BÜSR HADÎSİ

Abdullah İbn-i Büsr Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yâri ve hem-demi olup kendisinden memnûn olduğu -Abdullah İbn-i Büsr'den rivâyete göre (bir kere Harîz İbn-i Osmân tarafından) İbn-i Büsr'e: - Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i gördün mü, ihtiyar mı idi, diye sorulmuş, O da: - Alt dudağiyle çenesi arasında (ki siyah saçlar arasında) bir kaç beyaz tel bulunuyordu, de(ye kocamadığına işâret et) miştir. 1446

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛL-İ EKREM'İN SIFATLARI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK (RADİYA'LLÂHU ANH)'İN RİVÂYETLERİ

Enes b. Mâlik (Resûlullah'ı şöyle ta'rîf ve tavsîf ettiğini) rivâyet etmiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem kavminin orta boylusu idi: ne çok uzun, ne de fazla kısa endamlı idi. Resûlullah ezherü'l-levn idi: (Teni ve sîmâsı, kırmızı rengi iyice emmiş beyazdı) ne (kireç renginde) duru beyazdı, ne de kara yağızdı. Resûlullah (Sûdânîler gibi) kıvırcık, kısa saçlı değildi. Düz, ve uzun saçlı da değildi. O, mu'tedil sarkık saçlı idi. Ona kırk yaşı (nın tamâmı) nda (Vahy) indirildi. Vahy indirilmekte olduğu halde Mekke'de on yıl ikamet etti. Medîne'de de on yıl (yaşadı). Ve başı(nın saçı)nda ve sakalında yirmi tel ak saç bulunmıyarak (Refîk-ı A'lâ'ya = Cenâb-ı Hakk dîvânına da'vet olunup) alındı. (Ve altmış yaşının tamâmında vefât etti). 1447

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛL-İ EKREM'İN SIFATLARI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK (RADİYA'LLÂHU ANH)'İN RİVÂYETLERİ

Enes b. Mâlik Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ne ifrat derecede uzundu; ne de kısa boylu idi. O, ne (süt gibi) sâfi beyazdı; ne de kara yağızdı. O, ne kısa kıvırcık saçlı idi; ne de düz uzun saçlı. Kırk yaşını doldurunca Allah onu Peygamber gönderdi. Enes İbn-i Mâlik (bundan sonra, bundan önce rivâyet olunan) hadîsin tamâmını zikretti. 1448

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe PEYGAMBERİMİZ HİLKATEN VE AHLÂKAN İNSANLARIN EN GÜZELİ, NE ÇOK UZUN, NE DE KISA OLDUĞUNA DÂİR BERÂ' İBN-İ ÂZİB HADÎSİ

Berâ' b. Âzib Şöye dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem sîmâca insanların en güzeli idi. Ahlâk i'tibâriyle de en güzeli idi. (Endâmının) yaratılışı cihetiyle de insan (tip) leri (ni)n en güzeli idi. O, ne çok uzundu, ne de çok kısa boylu idi. 1449

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN SÂİR VASIFLARI HAKKINDAKİ DİĞER RİVÂYETLER

Enes b. Mâlik Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (saçını) boyadı mı? diye sorulmuş. O da: hayır, boyamadı. Çünkü biraz beyazlık onun yalnız -iki göziyle iki kulağı arasına dökülen- iki zülfünde vardı, demiştir. 1450

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN SÂİR VASIFLARI HAKKINDAKİ DİĞER RİVÂYETLER

Berâ' b. Âzib Resûlullah'ı şöyle vasf ettiği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem uzunla kısa boy arası mu'tedil bir endamda yaratılmıştı. Onun iki omuzu arası genişti. İki kulağı yumuşağına kadar inen gür saçı vardı. Ben (günün birisinde) Resûlullah'ı kırmızı (ve yeşil çubuklu) bir libâs içinde görmüştüm. Kat'î olarak derim ki: ben, güzellikte ona denk olabilecek hiç bir şey görmedim. 1451

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN SÂİR VASIFLARI HAKKINDAKİ DİĞER RİVÂYETLER

Berâ' b. Âzib - Bize söyler misin Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yüzü kılıç gibi (parlak) mı idi? diye sorulmuş. O da: - Hayır, kılıç gibi değil, ay misâli (parlak ve toparlak çehreli) idi, diye cevap verdiği rivâyet olunmuştur. 1452

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN SÂİR VASIFLARI HAKKINDAKİ DİĞER RİVÂYETLER

Ebû Cuhayfe "Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i güneşin en sıcak zamânı gün ortasında Bathâ (mevkiin) de namaz kılarken gördüğü ve karşısında ucu demirli bir harbe bulunduğu" rivâyet olunmuştur. Bu hadîs yukarıda geçmiştir. Buradaki rivâyette Ebû Cuhayfe (şunları da) söylemiştir: Halk, Resûlullah'ın iki elini tutmağa ve onu yüzlerine sürmeğe başladılar. Ben de Resûlullah'ın elini tuttum. Ve yüzüme sürdüm. Bir de ne göreyim, onun eli (o sıcak zamanda) kardan daha serindi. Râyiha cihetiyle de miskten daha hoş kokulu idi, demiştir. 1453

Hz. Peygamber'in soyu;Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN: "BEN DEVİRDEN DEVİRE, ÂİLEDEN ÂİLEYE İNTİKAL İLE ISTIFÂ EDEN ÂDEM-OĞULLARI SOYLARININ EN TEMİZİNDEN NAKLOLUNDUM, NİHÂYET ŞU İÇİNDE BULUNDUĞUM HÂŞİMÎ CÂMİASINDAN NEŞ'ET ETTİM" KAVL-İ ŞERÎFİNİN ÎZÂHI

Ebû Hüreyre Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: [Ben, -devirden devre ve âileden âileye intikal (ile ıstıfâ') eden- Âdem oğulları soylarının en temizinden naklolundum. Nihâyet şu içinde bulunduğum (Hâşimî) câmia (sın) dan neş'et ettim] dediği rivâyet olunmuştur. 1454

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe PEYGAMBERİMİZ HER HÂL VE HAREKETİNDE TAŞKINLIK YAPACAK SECİYEDE DEĞİLDİ

Abdullâh b. Abbâs Şöyle rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (alın) saçını, (perçemini) alnının üstüne bırakırdı. Müşrikler ise cebhenin iki tarafına ayırır (bırakır) lardı. Ehl-i Kitâb olanlar da alınlarına salıverirlerdi. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem, hakkında (müsbet, menfî) hiçbir şey ile emrolunmayan hallerde Ehl-i Kitâb'a uygun olmaktan hoşlanırlardı. Sonraları Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem de başı(nın saçı)nı iki tarafa (ayırıp) bırak (makta mahzur görme) di. 1455

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe;Taşkınlık PEYGAMBERİMİZ HER HÂL VE HAREKETİNDE TAŞKINLIK YAPACAK SECİYEDE DEĞİLDİ

Abdullâh b. Amr b. Âs Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem sözünde, fiil ve hareketinde taşkınlık yapacak seciyyede değildi. Taşkınlık da yapmış değildir. Abdullah, herkese: İyi biliniz ki, sizin en güzel huylunuz, en hayırlı olanınızdır, derdi. 1456

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Kolay olanı tercih;Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN AHLÂKI KUR'ÂN İDİ. HER EMRİN KOLAYINI İLTİZÂM EDERDİ

Ümmü'l-mü'minîn Âişe Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (dünyâ işlerinden) iki şey arasında muhayyer kılındı mı o, muhakkak onlardan en kolayını alırdı. Şu kadar ki, o kolay şey günah olmaya. Eğer günâhı mûcib olursa, o kolay şeyden halkın en uzak bulanın Resûlullah olurdu. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem kendisi için kin tutup öç almamıştır. Meğer ki, Allah'a karşı hürmetsizlik edilmiş ola. Bu halde irtikâb edilen hürmetsizlik sebebiyle Allah için (öfkelenir,) intikâm alırdı. 1457

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH'IN AHLÂKI KUR'ÂN İDİ. HER EMRİN KOLAYINI İLTİZÂM EDERDİ

Enes b. Mâlik Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben hayâtımda Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in elinden daha yumuşak hiç bir ipeğe, hiç bir dîbâya yapışmadım. Yine ben ömrümde Resûlullah'ın kokusundan daha hoş bir koku da ebedî koklamadım. 1458

Hayâ;Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH HAYÂ CİHETİYLE KENDİ KÖŞESİNDE OTURAN BÂKİR KIZDAN DAHA UTANGAÇTI

Ebû Saîd-i Hudrî "Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem hayâ cihetiyle kendi köşesinde oturan bâkir kızdan daha çok utangaçdı" dediği rivâyet olunmuştur. 1459

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe RESÛLULLÂH BİR İŞDEN HOŞLANMAZSA SÂHİBİNİN YÜZÜNE VURMAZDI. HOŞLANMADIĞI, YALNIZ YÜZÜNDE GÖRÜLÜP BİLİNİRDİ

Ebû Saîd-i Hudrî (Metni ve senedi bundan evvelki hadîse benzeyen) diğer bir rivâyette de (ziyâde olarak): Resûlullah bir şeyden de hoşlanmazsa (onu sâhibinin yüzüne vurmazdı;) hoşnutsuzluğu (yalnız) yüzünde (görülüp) bilinirdi, (denilmiştir). 1460

Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe;Yemek seçmemek PEYGAMBERİMİZ YEMEK BEĞENMEMEZLİK ETMEZDİ. ARZU EDERSE YERDİ, ETMEZSE BIRAKIRDI

Ebû Hüreyre "Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem hiç bir zaman hiç bir yemeği beğenmezlik etmedi. Arzu ederse yerdi, etmezse bırakırdı" dediği rivâyet olunmuştur. 1461

Hz. Peygamber'in konuşması;Hz. Peygamber'in sözleri;Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);Şemâil-i Şerîfe BİR ŞEYİ ANLATIRKEN DÂNE DÂNE SÖYLERDİ. VE SÖZLERİNİN KELİMELERİ SAYILMAK ARZU OLUNSA SAYILABİLİRDİ

Ümmü'l-mü'minîn Âişe Şöyle rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bir hâdiseyi hikâye ettiği olurdu. (Anlatırken tefhimde mübâlâğa ederdi de) onun söz (lerinin kelime) lerini saymak isteyen kişi saysaydı muhakkak sayabilirdi, demiştir. 1462

Hz. Peygamber'in konuşması;Hz. Peygamber'in sözleri;Hz. Peygamber'in şemâili (vasıfları);İsrâ ve Mi'rac;Mi'râc;Şemâil-i Şerîfe PEYGAMBERİMİZ ZİNCİRLEME SÖZ SÖYLEMEZDİ. HAZRET-İ ÂİŞE'NİN BU HUSÛSA DÂİR RİVÂYETİ. VE EBÛ HÜREYRE'Yİ TENKÎDİ

Ümmü'l-mü'minîn Âişe "Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem sözü, -sizin biribirine zincirlediğiniz gibi- oyalıyarak îrâd etmek i'tiyâdında değildi. (O, sözü ayıra ayıra söylerdi, dinleyenlerin gönüllerine sinerdi)" dediği rivâyet olunmuştur. 1463

Peygamberlerin kalbleri uyumaz PEYGAMBERİMİZİN Mİ'RÂCI'NIN MUKADDİMESİ OLUP NÜBÜVVETTEN ÖNCE MELEKLERLE KÂ'BE'DE MÜLÂKÂTI

Enes b. Mâlik Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in Mi'râc gecesi Mescid-i Harâm'dan (Beyt-i Makdis'e) sefer ettiğine dâir haber (in mukaddimâtın)ı şöyle hikâye ettiği rivâyet olunmuştur: Resûlullah'a vahyolunmazdan (ve Nübüvvet gelmezden iki sene) önce (bir gece o, Kâ'be mescidinde Hamza ile Ca'fer'in arasında uyurken) yanına üç Melek geldi. Bunlardan birincisi öbirisine: - O (Muhammed) hangisidir? diye sordu. O da: - Ortadaki, o, bunların hayırlısıdır, diye cevap verdi. En sondaki (üçüncü) Melek de: - Haydi hayırlısını alınız! dedi. Ve Mi'râc kıssasının mukaddimâtı bundan ibâret bulundu. (Bu gece başka bir şey vuku' bulmadı). Bu sûretle Resûlullah (uyurla uyanık arasında) kalbinin görmesi hâlinde bu melekleri -başka bir gece gelmelerine kadar- bir daha görmemiştir. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in iki gözü uyurdu: fakat kalbi uyum azdı. Başka Peygamberler de hep böyledir: gözleri uyur da gönülleri uyumaz. Bunun üzerine Cibrîl (mîâdı geldiğinde) Resûlullah'ı alarak geri dönmüş sonra Resûlullah ile semâya çıkmıştır. 1464

SAHÎH-İ BUHÂRÎ MUHTASARI TECRİD-İ SARİH TERCEMESİ